Gönderen: tkececi | 2011/03/28

Dahilik ile Otistizm arasında bir ince çizgi: Asperger Sendromu


Haftasonu Türkiye Gazetesi’nde okuduğum bir haber sonrası, bilişsel bilimlerle daha yakından ilgilendiğin sırada ısrarla araştırmak istediğim fakat bir süredir ihmal etiğim önemli bir konuyu tekrar incelemeye karar verdim: Aspergers Sendromu
Eğer hazırsanız, kaç yazı devam edeceğini henüz kestiremediğim Aspergers Dosyası’nı huzurlarınızda açıyorum.

asper1
İlk yazımız Asperger Sendromu’na giriş niteliğindeki bilgilerden oluşacaktır.

Asperger(s) sendromu (AS) ya da Asperger bozukluğu olan bilinen bu rahatsızlık, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı, stereotipik ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) biri olarak sınıflandırılmaktadır. AS diğer OSB’lerden dil ve bilişsel gelişimde genel bir gecikme olmamasıyla ayrılır. (Tipik otizm bozukluklarına bakıldığında AS’yi otizmin en başlangıç safhası olarak da adlandırılabileceğini düşünüyorum).Yine de her ne kadar standart tanı ölçütleri arasında belirtilmemişse de motor sakarlık ve atipik dil kullanımına sıklıkla rastlanır.

Birazda kısa tarihçesine girelim. Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger’den gelmektedir. Asperger, 1944 yılında, tedavi için gelen ve sözel olmayan iletişim becerileri olmayan, yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları bu şekilde  tanımlamıştır. Elli yıl sonra da AS, Hastalıkların ve İlgili Sağlık Sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflaması’nda (ICD-10) ve Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Sınıflandırması’nda (DSM-IV) Asperger bozukluğu olarak tanınmıştır.

AS üzerinde çokca araştırmalar ve çalışmalar yapılmakta olan bir rahatsızlık olmasına karşın hala birçok yönü hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır; örneğin AS ile yüksek işlevli otizm arasındaki fark nereden gelmektedir?  Her ne kadar araştırmalar genetik kökenli olduğunu desteklese ve de beyin görüntüleme teknikleri beynin özel bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar tespit etmiş olsa da AS’nin kesin nedeni hala bilinmemektedir.

Asperger sendromu için henüz bilinen tek bir tedavi yoktur ve çeşitli müdahalelerin etkinliği yalnızca sınırlı veri ile desteklenmektedir. Müdahaleler belirtileri ve işlevselliği geliştirmeye yöneliktir. Tedavinin ana yöntemi davranışsal terapidir ve zayıf iletişim becerileri, takıntılı ya da yineleyici rutinler ve sakarlık gibi özel bozukluklar üzerine yoğunlaşılmaktadır. AS’i olan bireylerin büyük çoğunluğu farklılıklarıyla başa çıkmayı öğrenebilmektedir ama bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için sürekli moral desteğe ve teşviğe ihtiyaçları olabilmektedir. gelinen son noktada, araştırmacılar ve AS’li kişiler, AS’in iyileştirilmesi gereken bir hastalık ve normalden bir sapma olduğuna dair görüşlerden uzaklaşılıp, bunun bir özürlülükten çok farklılık olduğu görüşüne yakınlaşılmasını sağlamıştır ki bu çok daha umut vericidir.

 

Devam edecektir…

 

Kaynak: http://tugaykececi.com/?p=300


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: