Gönderen: tkececi | 2010/11/01

İNSAN DÜŞÜNCESİNİN MATEMATİKSEL DALGA BOYUTU ve Kuantum Fiziği // Düşüncelerimizin Kontrolü ve Yeniden Yapılanması-2


12 Ekim 2010 Salı, 19:34 tarihinde DEJAVU YAŞAYANLAR tarafından eklendi

Yazımızın ilk bölümünde 20. Yüzyılın başından itibaren bilimadamlarının maddeyi oluşturan ve yöneten fizik yasalarını daha iyi tanımaya başladığını anlatmıştık. Araştırma ve deneylerin derinliği arttıkça Sir İsaac Newton’la başlayan klasik fizik yasalarının bildiğimiz evreni açıklamakta yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Ardından başını Planck, Einstein, Heisenberg, Schrodinger gibi modern fiziğin babalarının çektiği yeni bir akım ve yeni bir bilim dalı ortaya çıktı. Kuantum Fiziği. Bu yeni akım klasik fiziğin determinist ve kuralcı yapısını yıktı ve madde ve onu oluşturan parçacıkların belirsiz, ikili ve olasılıklarla dolu yapısını ortaya koydu.

Bir kısım bilim adamları daha öncekilerin yolundan giderek insan düşünce ve duygularını bu kez kuantum fiziği ile açıklamaya çalıştılar.

Bu bakışa göre;

İnsan düşüncesi fiziksel açıdan incelendiğinde enerji anlamına gelmektedir. Düşünce, beyin hücreleri tarafından meydana getirildiğine göre kuantum yasalarıyla yönetilmelidir ve kuantlardan oluşmak zorundadır. Gerçekte yaşam, beyinde düşünce kuantlarının oluşması ve bunların insan bedenini yönetmesi anlamını taşımaktadır. Herhangi bir düşüncenin yönetilmesi yada yönlendirilmesi o düşünceyi oluşturan çok küçük elemanter parçacıklar olan kuantlarının yönetilmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamda yapılması gereken şey kuantum fiziği yasalarını kullanarak düşünce kuantlarının ortaya çıkışı ve gelişiminin çözümlenerek kontrol edilmesidir.

Her hangi bir olay yada konu hakkındaki özellikle olumsuz ve rahatsız edici istenmeyen düşünceler bu şekilde ayıklanarak yok edilebilir ve istendik türden yapıcı ve olumlu düşüncelerin ortaya çıkması sağlanabilir.



İnsan düşüncesi bir çeşit enerji olduğuna göre ona eşlik eden ve onu tanımlayan bir matematiksel dalga fonksiyonu olmalıdır. Bu fonksiyon o düşünceye ait her türlü bilgiyi içinde barındırır. Dolayısıyla tespit edilmesi durumunda o düşünceye ait her şey bilinir duruma gelecektir. Özellikle istenmeyen düşüncelere ait fonksiyonların belirlenmesi ile o düşüncenin çözümlenmesi ve ortaya çıkmasının yada yok edilmesinin sağlanması mümkün olabilecektir.

Bilimadamları bu iddialarında bazı bilimsel gerçeklerin üstüne yanlış varsayımları daha doğrusu materyalist varsıyımları bina etmektedirler. Gerçektende  insan beynindeki düşüncelerin fizyolojik anlamda çok küçük elektronik sinyallerden meydana geldiği ve dolayısıyla da enerji olduğu bir gerçektir. Hepimizin sıkıntıya girdiği ve istemediği yada kurtulmaya çalıştığı düşüncelerden ve dolayısıyla da eylemlerden kurtulmasıda mümkün olabilecektir.

Bu sayede de insanın mutluluğu ciddi olarak artırılabilir. Ancak bunun sadece kuantum mekaniksel teorileri ile başarılabilemesi mümkün değildir.

Çünkü her ne kadar duygu ve düşünceleri fizik kanunları ile açıklanmaya çalışılsa da bu sadece materyalist dünya görüşünün zorlama bir izahıdır. Kuantum fiziği de bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Günümüz bilimi insan beynindeki haberleşme ve bilgi aktarımının küçük voltajlı elektrik akımları vasıtasıyla yapıldığını ortaya koymuştur. En küçük noktada bu elektrik akımları kuantlardan oluşmaktadır. Yazımızın ilk bölümünde de anlattığımız gibi kuantum fiziği atom altı parçacıkları incelerken  3 önemli özelliklerini ortaya çıkarmıştır. Bu parçacıklar;

  • Kesin gerçekler üzerinde değil olasılıklar üzerinde hareket etmektedirler,
  • Gerçeğe yaklaştıkça belirsizlikler artmaktadır ve en önemlisi,
  • Kimi zaman parçacık gibi davranmaktadırlar (yani madde olarak vardırlar) kimi zamanda dalga boyu gibi davranmaktadırlar (yani madde olarak yokturlar).

Atom altı parçacıklarının varlıkla yokluk arasında gidip gelen yapılarının üzerine insane duygu ve düşüncelerini bina etmek ise mümkün değildir.

Annenin çocuğuna olan sevgisini varlığı belli belirsiz kuantlardan kaynakladığını kabul etmek imkansızdır. Insanın iyiliği kötülükten ayırdedebilme yeteneği ve iyiliği tercih etme  iradesi çekirdeğin etrafında 2.000.000m/sn hızla dönen elektronların bir sonucu değildir.

Atomlar birbirlerini sevemez, özleyemez, şefkat ve merhamet duyamaz .

Tüm bu güzel duygular insan ruhunun bir sonucudur. Güzellikten zevk alan, daha güzele daha temize, daha iyiye özlem duyan bizim ruhumuzdur.

Aynı şekilde kötülükten sakınan, çirkin davranişlardan rahatsızlık duyan, kin, nefret, öfke, bencillik, haset gibi kötü ahlak özelliklerinden arınmak isteyen de ruhumuzdur. Masum bir çocuğa şefkat duyan, sevdiği bir insan için fedakarlık yapabilen, sadakat gösteren hep ruhumuzdur.

Mutlu olmak isteyen, mutluluktan zevk alan, mutluluğu arayanda ruhumuzdur. O yüzden gerçek mutluluk ancak ruhumuzda gerçekleşir. Ruhumuz sükun bulduğunda bizde sükun buluruz. Kalplerimiz ise ancak Allah’ın zikri ile huzura erer. Bir ayette bu gerçek şu şekildedir:

“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Rad suresi, 28)

http://www.facebook.com/notes/dejavu-yasayanlar/insan-dusuncesinin-matematiksel-dalga-boyutu-ve-kuantum-fizigi-dusuncelerimizin-/441436117020


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: