Gönderen: tkececi | 2009/12/18

Hayatınızı Kendi Dilinizle (!) Karartmayın.


“İnsan, dilinde gizlidir.”

Herkes dünyaya iki dille doğarmış. Biri ağzımızdaki dil ve onun konuşmaları, diğeri ise zihnimizdeki dil ve onun sessiz sesle yaptığı gevezeliklerdir. Zihmizde olan ve nerdeyse her daim konuşmak ve birşeyler söylemek için bekleyen bu sese, “içses” demiş uzmanlar. İçsesimiz aslında  bizimle sürekli konuşan zihnimizdir. Aslında herkes kendi başarısını ya da başarısızlığını belirleyen böylesi bir içsese sahiptir. Bu ses duyup duyabileceğiniz tüm seslerin en önemlisidir aslında. Bu ses önceden denemediğimiz bir şeyi deneme yolunda bize cesaret veren, teşvik edici pozitif bir ses olabildiği gibi, bizi yeni girişimlerden alıkoyan, daha geriye çeken negatif bir ses de olabilir. Bu nedenledir ki, iç sesimizle gireceğimiz her bir  diyalog, özgüven ve cesaret düzeyimizi belirleme gücüne sahiptir.

Bu gelişen iç diyaloglar neticesinde kişide kendine ve cevresine karşı bazı yargılar oluşmaya başlar. Oluşan bu yargılarsa bugünümüzü ve yarınımızı nasıl yaşayacağımızı ve yaşanılanlara  nasıl bir bakış açısı ile yaklaşabileceğimizi belirler. İçses zamanla kendini, “dış ses” olarak yansıtmaya başlar. İşte bu yüzdendir ki  bazen kendi ağzımızdan çıkan kelimelerimizle, yaşayacağımız mutlulukları engelleyebiliyoruz. Bu nedenledir ki bu kısır döngüyü kırmak ve hayatınızın yönetimini yeniden kendi elinize alabilmek için yapmanız gereken bazı önemli şeyler vardır:

1- Herşeyden once artık biraz daha farkında bir yaşam sürmeye çalışın. Gün içinde rutine bağlanmış ve otomatikleşmiş hayat akışınızdan fırsat buldukça çıkmaya çalışın. Bunun için kendinize ufak ‘uyanma ’ anları oluşturun.  Güne başlarken, kendinize gün boyunca farkında olmanız için molalar oluşturacağınıza dair telkinde bulunun. Evet, belki bu telkini çok kısa bir sürede unutacak ve kendinizi gene günün keşmekeşine kaptırarak yaşamaya devam edeceksiniz. Ama gün içinde, mutlaka bir an için de olsa aklınıza gelecektir sabahki telkininiz.

İşte o farkındalık duygusu geldiğinde aklınıza, kısa bir süreliğine öyle kalın ve kendinizi inceleyin. Ne iş yapıyorsanız, bir an için bırakın ve hemen etrafınıza bakının: “Ben nerdeyim ve burda ne işim var ?” der gibi olsun bu bakınmanız. Bırakın etraftakiler ne düşünürse düşünsünler. Sonra vücudunuzun verdiği sinyalleri kontrol edin. Duruşunuza bakın. Sonra yakın çevrenize bakın. Ortamdaki sesleri duyun. Yeni şeyler görmeye, yeni şeyler duymaya, yeni şeyler hissetmeye çalışın. Siz bu kısacık andaki “uyanışınız” sayesinde beyninizin ve vücudunuzun rutin biçimde ve otomatik olarak devam eden işleyişine, bir an içinde olsa müdahele etmiş olacaksınız. Böylece zamanın içinde farkında olmadan akıp giden hayatınızın kısa bir anını bile olsa dolu dolu ve kendinizin farkındalığında yaşamış olacaksınız. Bu uyanış süreleriniz arttıkça, kendinize olan hakimiyet zamanlarınız da aynı ölçüde genişleyecektir.

2- Bu uyanış zamanlarınızın dışında içinde bulunduğunuz duygu ve düşünce aşamalarının da farkında olmaya çalışın. Bu farkındalık anlarında özellikle kendi kendinize ve çevrenize karşı yaptığınız konuşmaları ve özellikle de kullandığınız sözleri daha bir düşünürek kullanmaya çalışın.

3- Mesela gün boyunca yapacağınız konuşmalarınızda asla “Asla” ve “imkansız” demeyin. (Bu da benim son deyişim olsun.  ) Unutmayın ki dün için imkansız denen o kadar çok şey bugün olabilir hale geldi ki saymakla bitmez. … Kendinizi ve düşünce ufkunuzu bu tip sözlerinizle sınırlamayın.

4- Ayrıca ”ama” ve ”fakat” da dememeye çalışın. Bu zararlı (!) kelimeler yerine olabildiğince ‘ve’ demeye çalışın. Zira Ne zaman ama yada fakat deseniz, karşınızdaki kişide otomatik olarak itiraz etme iç güdüsünü harekete geçirmiş oluyorsunuz. Oysa ‘ve’ kelimesi herkes için ortak bir müşterek ortamı oluşturur. İletişimlerinizde  daha uyumlu ve sıcak bir atmosfer oluşturmanıza vesile olur. Karşınızdakinin söylediği birşeye itiraz edecek bile olasanız söze ‘ama’ ile değil ‘ve’ ile başlayın ve siz de aradaki farkı bizzat farkedin.

5- Seçenekler sunulduğunda ”farketmez” demeyin. Gerçekten yapacağınız seçimlerin bu kadar etkisiz olacağına inanıyor musunuz? Hayır. Demekki böyle dediğinizde kendinize iyi bir yalan söylemiş de oluyorsunuz. Zira hayatta yapacağınız en küçük seçimlerde bile hiç tahmin edemeyeceğiniz derecede farkı sonuçlar doğabilir. Her şey fark oluşturabilir. Seçme ve karar verme hakkınızı sonuna kadar kullanınız.

6- “Off” ya da “üfff” demeyin. Özellikle de bir iş üzerindeyseniz. Sadece iç motivasyonunuzu bozmaktan başka hiç bir faydası (!) olmayacaktır bu dediklerinizin.

7- Başkasının yerine düşünüp onlar yerine karar vermeyin ! Onların yapacaklarını tahmin etmeye çalışarak kendinizi onlar yerine koymayın. Herkes kendi şahsına münhasır bir hayat sürdürmektedir. Bu şekilde onlardan gelecek tepkilere karşı bir beklenti içinde olup boş yere hayal kırıklılığına uğramamış olursunuz.

8- Hayatı kendi gözlerinizle görün, kendi aklınızla değerlendirin. “Demesinler” yada “desinler” diye ne yapmak istemediğiniz bir şeyi yapın ne de yapmak istediğiniz birşeyden vazgeçin.  Kendiniz olun.

9- Gerçekçi olun ama yine de “yapacağım, başaracağım” gibi yapıcı ve olumlu düşüncelerle yaklaşın konulara. Bu şekilde bir yandan olası sonuçlara karşı kendinizi hazırlarken bir yandan da moralinizi yüksek tutmuş olursunuz.

10- Sürekli olarak geçmişi düşünüp geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız. Sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin ! Böyle yaptığınızı nerden mi biliyorum? Çünkü hepimiz insanız ve çünkü çok özel bir bilgiye sahibim: Öğrendiğime gore, bir insanın aklından günde 60 bin civarında düşünce geçermiş. Şimdi dikkat: Bunun 50 bini geçmişe aitmiş. Geriye kalan 10 bini ise geleceğe…Demek ki insan daha çok mazide yaşayan bir varlık gibi görünüyor. Yani bizler zamanımızın büyük çoğunluğunu geçmişte yaşadıklarımızı düşünerek geçiriyoruz.

Keşfetmeye, fethetmeye, ayak basmaya, başka liman aramaya, hiç olmazsa denemeye karşı fena halde cimriyiz gibi görünüyor. O yüzden bari sizden bu sürüden ayrılın ve zamanınızı değiştiremeyeceğiniz şeyler için boşuna düşünerek ve hayıflanarak harcamaktan vazgeçin.

11- Bu yüzdendir ki daha mutlu olmak ve hayattan tat alarak yaşayabilmek için yaşanan şeyleri tekrar tekrar yaşamayın. Yaşanmışlardan faydalanın.

12- Onlara birazcık daha fazla şans tanıyın. Kendinize ve etrafınızdaki insanlara biraz daha fazla güvenin ve  onları daha fazla sevin! Ne kadar çok güveninizi sarmış olsalar bile ! (Zor gelmeyeceğini bilsem biraz daha hoş görülü olun ve insanları olduğu gibi kabullenemeye çalışın bile derdim.)

13- Olabildiğince genellemelerden sakınmaya çalışın. “Bunlar hep benim başıma geliyor !”, “hep böyle yapıyorsun ” dedikçe kendinize bir kez daha sorun: Gerçekten HEP böyle mi oluyor, yoksa bu, zararlı bir genellememi sadece. Lütfen sözlerinizin farkında olarak konuşun. Kendi sözlerinizin esiri olmayın.

14- Başlangıç olarak ne hep verici olun ne de sadece alıcı. Hem vermeyi bilin hem de almayı öğrenin. Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin, sadece verirseniz, vermeyi bilmediğinizden hiç bir yere gitmeyecektir.  Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz. Her şeyin bir dengesi vardır. Başlangıçta önce dengeyi sağlayın. Alma ve vermeyi hissettiğinizde de, daha çok vermeye ve daha az almaya doğru harekete geçebilirsiniz.

15- Ve karar verin; şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun ! Burada yazılanları uygulamak için uygun zaman beklemeyin. Hemen şimdi uygulamaya başlayın.

16- Ve asla vazgeçmeyin.

Çok mu zor bunları uygulamak?  Bakın bunları yazın ve uygulayın hayatınızın hemen değiştiğini göreceksiniz.

Hayat çok güzel, hakkını vererek ve tadını çıkararak yaşamaya devam edin.

Güzel günler…

———–

© Copyright  B.Tugay Keçeci – Bu sitede yayınlanan, haber niteliğindeki yazılar hariç, tüm  içerik hakları B.Tugay Keçeci’ye aittir. Herhangi bir şekilde alıntı yapıldığı takdirde “Kaynak: B.Tugay Keçeci – www.tugaykececi.com” ibaresi kullanılmalıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: