Gönderen: tkececi | 2009/12/18

Gerçekten de Sonsuz Mu?


İçinde durmazcasına dönmeye devam ettiğimiz evren hakkında düşünmeye başlandığında, akla ilk gelen sorulardan biri de hiç kuşkusuz onun bir sonu olup olmadığıdır. İnsanoğlu ne zaman başını gökyüzüne kaldırıp, görebildiği yıldızlardan da ötesine bakmaya çalışsa, hep o aynı bildik karanlıkla karşılaşmıştır.

Acaba evren sanıldığı kadar sonsuz ve derin midir?

Şüphesiz ki gerek hislerimiz, gerekse bilgilerimiz varlık alemine ait bir şeyin sonsuz olmasını mantıklı bulmamaktadır. Bir başlangıçla var edilen her şeyin elbette bir de tükenme ve yok olma noktası olmalıdır. Madem mantık sonsuzluğu kabullenmiyorsa, o halde evrene dair bu sonsuz ve sınırsızlık hissinin kaynağı nedir?

İşte bu noktada insanın aciz yönü devreye girmektedir. Var olan her şeyi kendi bildik ölçüleriyle ve sınırlı beş duyusu ile idrak edebildiği kadar zanneden insanoğlu, zaman geçtikçe o ana dek bilebildiklerinin de ötesinde yeni şeylerin ortaya çıktığını gördükçe şaşırmaktadır. Oysa sahip olduğumuz tüm bilgilerimizin ve duyularımızın da kendi içinde algı ve kabul sınırları vardır.

Bu sınırların ötesinde var olan şeyleri algılamak ve keşfetmek içinse takviye araçlara ihtiyaç duyarız. Algı sınırlarımız konusunda şimdiye tespit edilmiş bazı sonuçlar mevcuttur. Fakat yine de belirtmekte fayda vardır: Algı sınırını tespit etmek bile kendi içinde bir algı sınırı oluşturduğundan dolayı, bu sonuçlara dair ‘şimdilik’ demek daha doğru olacaktır.

Bilimsel kaynaklara göre tespit edilebilmiş temel sınırlarımız ve onların bilinen en büyük değer olan evrene göre kıyaslanmaları şöyledir:

1-Zaman sınırı: Son verilere göre evrenimizin yaklaşık 14-15 milyar yaşında olduğu söylenmektedir. Buna karşın ortalama bir insan için ömür süresi yaklaşık 60-80 yıl kadardır. Yani evren bazlı geçen toplam zamanın sadece %0.00000007’sinden (yüz milyarda 7’si) haberdar olabiliyoruz.

2- Mekan sınırı: Evrenimiz yapılan hesaplara göre ve görebildiğimiz kadarıyla kabaca 25 milyar ışık yılı genişliğinde bir alanı kaplamaktadır.

Oysa bizler dünya üzerinde yaklaşık 13 bin metre çapında bir küre üzerinde yaşıyoruz. Evren’i bir küre kabul edecek olsak, görebildiğimiz tüm evrene göre sahip olduğumuz mekan sınırımız yüzde işaretinden sonra elli altı 0 ve bir tane de 1 kadar olmaktadır.

3-Duyu sınırlarımız: Gözümüzle görebilmek için görmek istediğimiz kaynaktan bize ışık gelmesi gerekmektedir.

Görme duyumuz, gelen bu ışığa dair elektromanyetik spektrumun, milyarda birini bile algılamamaktadır. (Nitekim elektromanyetik spektruma dair alt ve üst sınırlar da kesin olarak bilinememektedir.)

Gözlerimiz görünen ışığın 5000 ile 7000 Angstrom arasındaki ışıkları fark edebilmektedir. (1 Angstrom, santimetrenin yüz milyonda biridir). Kulağımızsa sadece 20-20000 hertz arasını duyuyor ki bu da hava moleküllerinin boyutları ile sınırlı ses dalgaları için geçerlidir. (Tıpkı ışık gibi sesin de alt ve üst sınırları tam olarak bilinememektedir.)

Koku ve dokunma duyusu içinse henüz tam olarak geçerli bir algı sınırı ölçüm yöntemi bulunmamıştır. (Çünkü bu duyuların sadece sınırları değil, nerdeyse hiç bir şeyi tam olarak bilinememektedir.)

Bütün bu sonuçlar bize göstermektedir ki, evrenin sonsuzluğundan çok insanın acizliğinden bahsetmek daha doğru olacaktır.


© Copyright  B.Tugay Keçeci – Bu sitede yayınlanan, haber niteliğindeki yazılar hariç, tüm  içerik hakları B.Tugay Keçeci’ye aittir. Herhangi bir şekilde alıntı yapıldığı takdirde “Kaynak: B.Tugay Keçeci – www.tugaykececi.com” ibaresi kullanılmalıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: